Finansal Özgürlük Nedir?

Finansal Özgürlük Nedir ve Finansal Özgür müsünüz?

Yazımızı okumadan önce aklınıza gelen ilk seçeneği söyler misiniz, Evet yada Hayır?

Özgür olup olmadığınızı daha iyi anlayabilmeniz için, örnek  birkaç soru ile bunun cevabını rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu soruları istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz

İstediğiniz zaman: uyanabiliyor, istediğiniz yere gidebiliyor, istediğiniz şehre tatile çıkabiliyor, sevdiklerinizle birlikte olabiliyor, spor yapabiliyor, hobileriniz ile ilgilenebiliyor, musunuz?

Finansal Özgürlük terimini, belli bir birikim veya gelir seviyesine sahip olup, iş konusunda ve çalışıp çalışmama konusunda kimseye bağlı kalmadan, hayatınıza istediğiniz gibi yön vermek diye açıklayabilirim. Yani sadece hukuksal olarak değil, finansal olarak da özgür olmak. Nasıl hukuksal ve kişisel özgür olmak için, sizi koruyan yasalar ve sistem varsa, finansal özgürlüğünüz için de maddi bir birikim olması gerekmektedir ve bu birikimleri akıllı bir şekilde yatırıma dönüştürmeniz şarttır. Yoksa hazıra dağ dayanmaz deyimiyle, birikimleriniz bir zaman sonra kaybolup finansal özgürlüğünüzü kaybedersiniz. Bu birikimler kişilere göre değişir, Kimisi finansal özgür olmak için 1 milyon TL uygun görürken, kimi kişiler 20 bin TL yeterlidir kimisi içinde 100 Milyon TL diyebilir. Bunda ki en büyük etken, giderleriniz ve hayat yaşam standartlarınızdır. Hayattan beklentileriniz, hedef ve hayalleriniz bunu etkileyen en büyük nedenlerdir.  Sizde günümüzde ki mevcut Kapitalist sistemde, sürekli tüketen ve borçlu olarak yaşamaktansa, finansal özgürlüğünüzü elinize alıp daha mutlu olabilirsiniz. Bunu sağlayabilirseniz hayata bakış açınız, çok farklı olacaktır.

Finansal Özgürlük anlamını, tembellik, işsizlik, fakirlik gibi deyimlerle asla karıştırmayınız. Yukarıda örnek verilen soruların hepsini yapabiliyorsanız, finansal özgürsünüz diyebiliriz. Yani bir birikiminiz ve yatırımlarınız mevcut olup, bu yatırımlarınızdan gelen miktar ile yaşamanızı devam ettirmeniz gerekmektedir.

Günümüzde insanlar maalesef yoğun çalışma saatlerinde ve ağır işlerde çalışabilmektedir ve genelde hayalleri 65 yaşına gelip, emekli olabilmektir ama neden insan emekli olabilmek, hayatını yaşayabilmek için 65 yaşına kadar beklesin ki? Eğer sizde akıllıca davranır, sistemi çözer, kendinizi eğitir ve sürekli gelişime açık olursanız artık hayatınızın ne kadar değiştiğinin farkına varırsınız. Şimdi insanlar daha büyük bir evde oturabilmek için ev sahibi olmak istiyorlar, eski evlerini satıp, çok daha geniş ve büyük bir ev almak istiyorlar, bu fikirlerinin en büyük destekleyicisi de o anda çalışmakta oldukları iştir. Tabi yeterli birikimleri yoksa bankadan kredi yoluyla yeni evlerine sahip olmak istemektedirler. Türkiye’de genç ve orta kesimin yatırım olarak en büyük ideali ev sahibi olmaktır ve bu herkesin hakkıdır. Bunu bilen piyasada maalesef emlak balonu denen ve daire fiyatlarının her geçen yıl arttığı bir piyasaya doğru gidiyor. Özellikle merkezi ve önemli noktalarda ki yerleşim yerleri astronomik olarak daire fiyatları ve  kiralar artmaktadır. Halkımızdan gelen aşırı talep de bu artışa daha da destek olmaktadır. Ayrıca daire fiyatlarının aşırı çıkmasında, inşaat maliyet oranlarının artması, arsa fiyatlarının da artmasıyla, çıkışına devam etmesidir. Günümüzde asgari ücretle geçinen bir insanın, bir ev sahibi olması imkansıza yakın bir noktaya getirmiştir ama unutmayın hiçbir şey imkansız değildir. J  Örneğimize devam edecek olursak,  bu kişiler şahsi olarak tavsiye etmediğim yolu tercih edip, ev sahibi olabilmek için bankaların yolunu tutmaktadırlar. Bankalarda 10 yıllık gibi uzun vadelerle krediler vermektedirler. Bu krediler yüzünden daire fiyatları daha da artmakta ve insanlar daire sahibi olabilmek için neredeyse 10 yılda 2 kat fazla para ödemek zorundadırlar. Şimdi konuyu toplayacak olduğumuzda eski evini beğenmeyen, daha büyük bir eve geçmek isteyen mavi yaka çalışanımız, maaşına güvenerek eski evini satıp, kredi çekip, büyük ve lüks bir ev almaktadır. Bankaya 10 yıl gibi uzun vadede borçlu kalıp, eğer başka birikimleri ve gayrimenkulleri yoksa, artık finansal özgürlüğünü kaybetmiştir. Neden, çünkü artık işini bırakamaz, çalışmak zorundadır çünkü borcu var. Tatile gidemez, para harcayamaz, sevdiklerinin yanına gitmekten uzak kalır. O 10 yıl boyunca artık deyim yerindeyse kapitalist sistemde köle gibi sabah erken saatte çalışıp, akşam geç saatte gelmeye mecbur bir hale gelmektedir. Ayrıca bu kişi aldatıcı reklam ve teknoloji bağımlılığı gibi etkenlerden de hemen etkilenip, kredi kartıyla modası veya hevesi geçecek teknolojik aletler alıyorsa da bu kölelik sistemi olarak tanımladığım sistemde kendisine bir zincir daha vuruyor diyebilirim. Aldığı ürün 1 veya 2 sene sonra çöp olacak, zaten maaşlı geçinen ve borçlu bir insan, üstüne birde kredi kartı taksitleri gibi kendisine yeni borçlar ekleyerek şuan ülkemizde ki milyonlarca insan gibi ömür boyu borçlu ve çalışmak zorunda kalacaktır. Kendi kapitalist sistemi anlayamadığı için sürekli bataklık gibi yeni borçlar yapıp,daha da geriye gidecektir. Birde çalıştığı şirketin kapatılması, ekonomide kriz oluşması, ülkeler arası politik kavgaların olması gibi sebepler olunca da maalesef borçlarından dolayı, psikolojik etkilenip, sağlıklarından da olabilmektedir. Her şey en başta daha büyük bir ev sahibi olabilmek için borçlanmasıyla başladı. Sizde bu örnekleri çevrenizde bol bol görebilirsiniz.

Sitemizdeki daha önce yazdığımız yatırım araçları serimizde, akıllı yatırım seçeneklerinden bahsetmiştik.  Şimdi kısaca özetlemem gerekirse, akıllı bir insan yapması gereken 1. Şey tasarruf, yeni gereksiz harcamalar mümkün olduğu kadar yapmamak, gelirimize bakıp giderlerimiz nedir tespit edip, hayatımızda ki bütün gereksiz harcamaları çıkartın, eğer bir şey olmuyorsa zorlamaya gerek yok. Geliriniz ile giderinizi önce eşitleyip, sonra gelirlerinizi çoğaltmanız lazım. Sürekli giderleriniz büyüyorsa, zaten artık bataklığa girmişsiniz diyebilirim. Ani kararlar verin. Sisteminizi, işinizi, çevrenizi komple bir değişime gidebilirsiniz. Yolun başında, ortasında veya sonunda olabilirsiniz. Fark etmez. Egolarınız ayaklar altına alıp, bazen büyük kararlar vermeniz gerekebilir.  Tasarruftan sonra 2. Yapmanız gereken Birikim’dir. Artık gelirleriniz çoğaldı, gereksiz harcamalar yapmama konusunda kendinizi eğittiğiniz, ihtiyacınız olacak şeyleri tespit edebiliyorsunuz ve artık her gün çoğalan bir biriminiz vardır. Bundan sonra yapmanız gereken 3. Adım yatırımdır. Eğer siz kendinizi eğitir, araştırır ve akıllı yatırımlar yaparsanız, bu birikimleriniz siz çalışmadan da çoğalır ve size gelir olarak döner ve bir noktadan sonra yatırımlarınızdan gelen para ile çalışmanıza gerek kalmayacak bir noktaya ulaşırsınız.

Yatırımlarınızı riske atmamak için, kulaktan duyma bilgiler yerine tüm işlemleri ve piyasayı yakından takip etmeniz gerekmektedir.  Ayrıca tek bir noktaya yatırım yapmak yerine, yatırımlarınızı mümkün olduğu kadar çok çeşitli yatırım araçlarına dağıtmalısınız. Örneğin 100 bin TL birikiminiz var. Bunun 20 bin TL’sini dolar, 20 bin TL’sine altın, 40 bin TL’sini borsaya, (aynı şekilde borsada da asla tek bir hisse almak yerine mümkün olduğu kadar 3-5 farklı geleceği açık şirkete yatırım yapmalısınız) kalan yüzde 10’luk kısmını da günümüzde popüler olan kripto para teknolojilerine yatırım yapabilirsiniz.  Yatırımlarını çeşitli alanlarına yaymanız, acil durumlarda size hareket kabiliyeti sağlar. Örneğin tüm paranızla altın aldığınızı düşünelim ve altın dünya piyasaları gereği düştü, ve size acil para ihtiyacınız oldu yada yatırım için daha karlı bir imkan buldunuz. Bu durumda zararına satış yapmak zorunda kalacak ve zarar etmiş olacaksınız ama yatırımlarınızı ayırdığınızda örneğin dolardan kar etmiş iseniz ve doların daha da fazla çıkacağını düşünmüyor iseniz, dolarlarınız satıp diğer yatırım araçlarınıza takviye yada yeni yatırım araçları deneyebilirsiniz ve asla bir yatırım aracına aşırı haber ve piyasa gibi etmenlerle tüm paranız ile yatırım yapmayın. Kurallarınızı başta koyup asla kendinize taviz vermeyin çünkü piyasalarda bilinçli olarak, yalan haber, aşırı şişirme gibi yatırımcıları kandıracak spekülatif hareketler bolca yapılmadıktadır. Sizde buna denk gelirseniz, maalesef yatırımlarınızın büyük bir kısmını kaybedebilirsiniz.  Onun için riske en aza indirmeye gayret edin.

Hayat şartları her geçen gün zorlaşmaktadır. Bundan 10 sene önce asgari ücret daha düşük olmasına rağmen insanlar daha mutlu yaşayabiliyordu. Günümüzde karı-koca çalışsa bile, giderler ve hayat pahalılığı her geçen gün arttığı için, insanlar daha da zor şartlar altında yaşamak ve çalışmak zorunda kalıyor. O yüzden sizde bunun farkına varıp, gerekli önlemlerinizi alın. Özellikle mümkün olduğu kadar bankalardan uzak durmaya, borçlanmamaya çalışın.

Yatırım araçlarını deneyerek kar-zarar durumlarını analiz edin. Paranızı bankaya faize yatırmanızı asla tavsiye etmiyorum. Çünkü sabit getirisi olsa da piyasada faizli işlemler ve paralar çoğalmakta ve kendi elimizde hayatı pahalandırmaktayız. Buna faizli para sebep olmaktadır. Çünkü üreticiler veya iş yeri sahipleri kredi çektiklerinde, sattıkları ürün ve hizmetlerin fiyatını artırmak zorunda kalmaktadır. Çünkü kar etmenin yanında birde daha önce aldıkları borcun faizini ödemek zorundadırlar bunu da fiyatlara artış olarak yansıtmaktadırlar. Aynı şekilde bankalardan uzun vadeli ev kredi alıp, insanlar ihtiyacı olmayan evler alarak, piyasada ki ev stoklarını tüketip ev fiyatlarının artmasına neden olmaktadır. Ekonomik piyasanın hareketli ve karlı olması iyidir ama ekonomik dinamiklerin alt tabanı olan, halkın borçlanması veya paralarının yabancı şirket ve bankalara gitmesi, ekonominin yavaş yavaş küçülmesine sebep olmaktadır. Piyasada ki dönen mevcut para bellidir. Merkez bankası para basma yetkisi belirli teknik durumlarda söz konusudur. Bunu araştırabilirsiniz, merkez bankasının fazladan para basması enflasyon denen bir canavarın büyümesine neden olur. Tüm sistemde her şey birbirini ile bağlantılıdır ve faiz maalesef ilk başlarda büyümenin şartı gibi görülse de kapitalist sisteminde finansal köleler oluşturmasına neden vermektedir. Şuan bankalar kar oranlarını açıklamakta ve rekorlar kırdıkları görülmektedir. Bu bankalar faizle ve paradan para kazanarak aslında kazandıkları para, müşterilerinin cebinden fazladan aldıkları paralardır. Bankalarında büyük çoğunluğu yabancı sermayesi olduğu için bu paralar ülkemizden çıkıp gitmekte ve ekonomimizde bulunan paralar daha da azalmaktadır. Zaten ülke olarak cari açık veren bir ülke olduğumuz için, yabancıların çektikleri paralar da ekonomimizin küçülmesine sebep olmaktadır. Sizde mümkün olduğu kadar internet bankacılığı ve ücretsiz hizmetleri araştırıp öğrenip, ona göre hareket etmenizi tavsiye ederim.  Şuan bazı bankalar hesap ücreti ve kredi kartı aidat ücreti almamaktadırlar. Eğer alan bir banka ile çalışıyorsanız, bankanızı acilen değiştirin, ayraca internet üzerinden havala ve eft için ücret de almayan bankalar vardır eğer çalıştığınız banka küçük bir eft ücreti için sizden para istiyorsa onu da hemen değiştirmenizi tavsiye ederiz. Ekonomik özgürlüğün 1. Adımı olan tasarruf maddesi işte tam olarak bu oluyor. Ne kadar gereksiz fazladan ödeme yaptığınız noktalar varsa tespit edip, onları ortadan kaldırmanız gerekmektedir. Günümüzde teknoloji sayesinde, hesap işletim ücreti almayan, kredi kartı ücreti almayan, eft ücreti almayan, havale ücreti almayan, fatura ödemelerde ekstradan para almayan katılım bankaları mevcuttur. Bunları kendiniz araştırıp ve ücretsiz hesap açabilirsiniz.

Yatırımlarınızı çeşitlendirdikten sonra, illa ki yatırımlarınız bir yatırım aracına yatırmak gibi şartta yoktur. Siz getiri durumuna ve riski göze alıp yatırımlarınızı çeşitlendirin. İster değerli madenlere, ister borsalara, ister gayrimenkule, isterseniz işletmelere ortaklık yoluyla, hepsi sizin araştırma ve ilgi alanlarınıza kalmış ama lütfen artık bilinçli bir tüketici olun. Ekonomimizi büyütmek için yerli işletmelerden ve yerli ürünlerden tercihinizi yapın. Yabancı bir marka alacaksanız bile üretim yeri Türkiye’de olmasına dikkat edin.  Gereksiz harcamalarınızı 1 tl bile olsa yapmamaya gayret gösterin. Son teknolojik ürünleri almayın. Özellikle maalesef halkımıza son çıkan telefonları alma gibi bir hastalık mevcuttur. Asla bunu yapmayın. Bir teknoloji firmasında veya bir markette ihtiyacınız olmadan ve o anda gördüğünüz bir ürünü almak istediğinizde özellikle teknolojik aletlerde tavsiye edilen yöntem 3 gün beklemeniz. Eğer o 3 günün sonunda hala o ürünü alma ihtiyacı görüyorsanız alabilirsiniz. Çünkü yeni alınan teknolojik aletler 3 gün içinde sıkıldığından çöp olmaktadır. Gereksiz harcamalar yapmamak için kendinizi kontrol edin.  Paranız elinizde kaldığı sürece, gücünüz de elinizde kalacaktır. Bu yöntemler uzun vadeli yöntemlerdir. Eğer kurallarınıza uyup, düzenli uygularsanız 10 sene içinde belki daha az bir zaman sonra, finansal özgürlüğünüze ulaşır,hayatınızı istediğiniz gibi kimseye bağlı kalmadan yönlendirebilirsiniz.  Sevdiğiniz işi yapabilirsiniz. İş yerinizden memnun değilseniz, istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. İstediğiniz şehre taşınır orada yaşayabilirsiniz. Çocuklarınıza daha güzel bir gelecek bırakabilirsiniz. En güzeli 35 yaşında emekli olabilirsiniz. Eğer bu yaşı geçti iseniz üzülmeyin, KFC’nin kurucusunun hayatını okuyup 60 yaşından sonra başarılı ve zengin olan bir adam ama asla pes etmemiş, sizde bunu başarabilirsiniz. İlla milyonlarca parası olan değil, mutlu, bağımsız, hür bir vatandaş olarak hayatınıza devam edersiniz. Bu yazıyı sonuna kadar okuyanlara, tüm kalbimle dua ediyorum, umarım bir gün finansal özgürlüğünüze ulaşırsınız ve insanlara iyilik etmekten geri kalmazsınız.

Şaban YILDIZ


[Toplam:9    Ortalama:4.6/5]

Finansal Özgürlük Nedir? adlı makalemizi değerlendirmek ister misiniz?

bayilik arama motoru

kobi vadisi

Yorumunuz

Finansal Özgürlük Nedir?

okuma süresi: 10 dk
0