İstihdam, Gelişme, Kalkınma

Ülkemizde işsizlik sorunu acil çözüm bekleyen problemler arasında yer alıyor, Türkiye İstatistik Kurumunun 2017 yaz dönemi itibarı ile açıkladığı rakam %10,7 olarak bir önceki yıl ile aynı düzeyde gerçekleşmiş. İşe yerleştirilen kişi sayısı oranları önceki yıla göre artış göstererek %48 civarında bir rakamı bulurken, çalışan, gelir elde eden ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna kayıtlı olmadığı için işsiz görünen kişilerin oranı ise geçen yıla göre yükseliş göstererek %35,2’ye ulaşmış.

Ekonomik uygulamaların genel yaklaşımı bir ülkenin üretkenliğini artırarak ekonomisini büyütmektir, üretim var ise ekonomi büyüyecek büyüyen ekonomi daha fazla istihdamı gerekli kılacak dolayısı ile işsizlik sorunu büyük ölçüde çözülecektir. Ancak yaklaşım bu olsa da uygulama bu denli kolay olmamakta ekonomik büyümenin yapısı ve içeriği işsizlik, sorununun çözüm biçimini şekillendirmektedir.

İşsizlik sadece gelişen ülkelerin sorunu değil gelişmiş ülkelerde de işsizlik sorununun varlığı dikkat çekiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından yapılan bildirime göre, 2006 yılı küresel düzeyde işsizliğin en üst seviyeye ulaştığı yıl olmuş.

ILO merkezi Cenevre’de bulunan Ülkelerdeki çalışma yasaları arasında ve uygulamalarında ortak standartlar geliştirme çalışmalarını yürüten bir örgüt. Çalışma esası, ülkelerin kendi çalışanlarının insani koşullarını iyileştirme çabası içinde olması gerektiği bu anlayışla hareket etmeyen ülkelerin küresel düzeyde olumlu çaba içinde olan ülkeler için yıkıcı etki yaratacağı görüşüne dayanıyor.

İnsana yakışır işlerin ortaya konulması, barış ortamı ve kalıcı refah düzeyi, ayrımcılığın ortadan kaldırılması cinsiyet ayrımcılığı dahil tüm ayrımcılıklardan uzak insan olmanın gereklerinin dikkate alınarak iş görene yaklaşılması anlayışı ile temel hakların korunması, insani yaklaşımla fırsatların sunulması, Sosyal koruma ve güvenceler örgütün çalışma alanlarını oluşturuyor.

1919 yılında kurulan uluslararası örgütün Anayasa’sında belirtilen “Yoksulluk görüldüğü her yerde refah için bir tehlikedir.” Sözü örgütün çalışma amacını belki de en sade ve en kısa biçimde açıklayan anlatım. İnsanın ticari bir eşya olmadığı dolayısı ile emek unsurunun bir ticaret unsuru olmadığı, düşünce faaliyetlerinin aktarılabildiği Dernek çalışmalarının gelişmenin bir gereği olarak görüldüğü ve her insanın kendisini geliştirme özgürlüğü bulunduğu ifade ediliyor.

1995 yılında Kopenhag’da Dünya Sosyal Gelişme Zirvesi düzenlenir, 1996 yılında Singapur Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu toplanır ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün küresel düzeyde gerçekleştireceği roller ve beklentiler biçimlenir.

  • Küresel düzeyde yoksulluk ve işsizlik ile savaşmak
  • Dünya ticaretinin serbestleştirilmesi
  • Küreselleşme sürecinde iş gören haklarının korunması

Türkiye örgüte 1932 yılında üye olmuş, 2001 yılına kadar 56 sözleşmede yer almış. ILO 2018 Raporuna göre, Küresel düzeydeki işsizlik rakamları sabit kalacak. ILO’nun bir başka amacı iş görenlerin insana yaraşır işlerde çalışmaları bu amaca hizmet etmek maksadı ile işlerin kalitesinin yükseltilmesi çalışmalarını sürdürüyor. İş kalitesinin yükseltilmesi ve elde edilecek yaşam standartlarından, olanaklardan adaletli şekilde yararlanılması amaçlansa da henüz sonuçlar istenen düzeyde değil.

1997 yılında Avrupa yeni istihdam yöntemlerini uygulamaya koyar, İşe yerleştirilebilirlik, Girişimcilik, Oryantasyon ve Fırsat eşitliği ilkelerini benimserler.

  • Dezavantajlı kişilerin istihdamda yer alması
  • İş oluşturma
  • Yaşam boyu eğitim
  • Girişimci olmaya kişilerin teşvik edilmesi
  • Korunmasız çalışanların kayıtlı hale getirilmesi

Avrupa Birliği kendi kalkınma prensiplerinin uygulanması ile ilgili olarak birliğe başvuran aday ülkelerden uyumlaştırma faaliyetlerine dahil olmalarını istemektedir buradan hareketle çağdaş yöntemler ile çalışacak yeni bir yapının oluşturulması amacı ile Türkiye iş ve işçi Bulma Kurumu kapatılmış yerine Türkiye İş Kurumu Kurulmuştur 5 Temmuz 2003.

Türkiye uluslararası sözleşmelere bağlı kalarak küresel düzeyde gerçekleşen iyileştirme çabaları içinde yer almakta yoksullukla mücadelede, refahın artırılmasında, fırsat eşitliğinin sağlanmasında gerek istihdam olanaklarının yaratılması ile gerek girişimciliğin teşvik edilmesi ile azami çabayı göstermektedir.

Ülkemiz küresel hareketten bağımsız hareket etmemekte, küresel düzeyde gerçekleşen kalkınma hamlesinin bir parçası olarak adımlar atmaktadır dolayısı ile gelişmeler umut verici, ülkelerin birbirleri ile olan ekonomik ve sosyal yaklaşımları siyasal olaylardan bağımsız sürecini devam ettirmektedir.

Jeopolitik konumu ile ekonomik ve tarihsel olayların merkezinde bulunan Türkiye gerek Asya gerek Afrika ülkelerinde gerçekleşen ekonomik, sosyal çözümlerin gerek Avrupa ülkelerinin ekonomik ve sosyal çözümlerinin ortağı olarak küresel menfaatlerin korunmasındaki rolünü başarı ile yürütmektedir.

Girişimcilik, girişimci olacak kişilere verilecek teşvik olanakları, fırsat eşitliği, istihdamın artırılması faaliyetleri büyük bir gayret ile sürmektedir.


[Toplam:1    Ortalama:5/5]

İstihdam, Gelişme, Kalkınma adlı makalemizi değerlendirmek ister misiniz?

önemli manşetler

kobi vadisi

Yorumunuz