İş Hukukuna Hakim Olan İlkeler Nelerdir?

İş Hukukunun İlkeleri

İş hayatında bilmemiz gereken bir hususta kişiler ile aramızda olan iş hukukudur. İşverenler, yanlarında çalıştırdıkları işçi ve personelle ilgili yasal haklarını, işçi ve personel ise, çalıştıkları işle ilgili yasal hakları bilmek ve öğrenmek zorundadır.

İş Hukuku, işçi ve işveren arasındaki çalışma ile ilgili hukuk kurallarının olduğu bir hukuk dalıdır ve hayatımızın pek çok aşamasında karşımıza çıkmaktadır.

İşveren, işçinin yasal her türlü hakkını gözetmeli, işçi de işiyle ilgili sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bunların ihlali söz konusu olduğunda, İş Hukukunun ilgili maddeleri devreye girer.

İş Hukukunun İşveren ve İşçi Açısından Tanımı

Bir işin iş hukuku kapsamında sayılması için, işveren ve işçi arasındaki iş ilişkisinin bir iş sözleşmesi dâhilinde olup olmadığına bakılması gereklidir. Çalışma bedenen ya da fikren olabilir, çalışan sayısı az ya da çok olabilir. İş özel ya da kamu olarak yapılabilir. Bu iş hukukunda önemli değildir. İş hukuku kapsamında bir ilişki olarak kabul edilmesi gerekir.

İşverenler, iş hukukuna tabidir ancak aynı zamanda bir tacir ve sanayici olduklarından dolayı Ticaret Hukuku kapsamına da dâhildirler. Ancak işçiler, hangi meslek kolunda çalışırsa çalışsın, iş hukukuna tabidirler.

İş hukukunun ortaya çıkmasına sebep olan sosyal ihtiyaçlar, bu hukuk dalına diğer hukuk dallarına oranla farklıklar kazandırmıştır. Bu işçiyi ekonomik ve sosyal olarak korumanın ve demokratik olarak adalet ilkesinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır.

İş Hukuku’na hâkim olan ilkeler nelerdir?

İşçinin Korunması

1982 Anayasası’nın 49.maddesine göre devlet, çalışanların yaşam standartlarını yükseltmek, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak, çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri almak ve çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak için gereken tedbirleri almaktadır.

İş hukukunun temel amacı, toplum yararıdır ve işçinin korunmasında da sınırlamalar bulunmaktadır. İşçinin, işverenin verdiği ücretle geçimini sağlayan ve ona ekonomik olarak bağımlı olduğunu unutmamak gerekir. Yani işveren, işçiyi işe alırken, kendisi için elverişli koşullarda işe almak isteyerek, işçinin kendisinin bu çalışma koşullarında çalışması zorunlu kılınacaktır. Bu durumda ekonomik dengenin sağlanması bakımından, işçinin korunması gerektiğine hükmedilmiştir.

İşverenin otoritesinin taşkınlığa ulaşmaması için, devlet gerekli müdahalelerde bulunarak, işçinin onurunun, gururunun, kişiliğinin, beden bütünlüğünün ve sağlığının korunması için gerekli tedbirleri alma yoluna gitmiştir.

Ancak işçinin korunmasına da sınırlamalar getirilmiştir. İlk sınırlandırma Anayasal sınırlandırmadır. Yani işçinin korunması çabaları ekonominin bu yükü taşıyabilmesine bağlı olarak sınırlıdır.

Bir diğer sınırlama işçi lehine yapılacak yorum sınırlamasıdır. Bir metin üzerinde sadece işçinin lehine yorum yapılmaması gereklidir. Bu kapsamda da sınırlandırma getirilmiştir.

İş Hukukunun Statü Koyucu Özelliği

İş hukuku, karşılıklı hak ve borçları belirler. İhtiyaçlar doğrultusunda kanunlar ve toplu iş sözleşmeleriyle konulan emredici kurallar, tarafları müeyyidelerle donatmış ve bu statülere uyulmasına zorlamıştır.

Özerklik

İş Hukuku, diğer hukuk dallarına oranla daha özerk bir görünümdedir. İlk önce borçlar hukuku kapsamında olan iş hukuku, zaman içerisindeki ekonomik ve teknik gelişmeler sonucunda bağımsızlığını ilan etmiş ve Borçlar Hukuku dalından ayrılmıştır.

İş hukuku bu özelliği neticesinde, sözleşme özgürlüğünü tek taraflı sınırlama, işçiyi korumak, özel yorum yapma uluslar arası sözleşmelerin etkisi altında olma ve kendine özgü kaynaklara sahip olma gibi özerk yararlanma alanlarına sahiptir.

Emredici Özelliği

4857 sayılı İş Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile daha belli hale gelen işçi ve işveren arasında bağlayıcı nitelikte düzenlemeler mevcuttur. Bunların bir kısmı işçiyi korumak amaçlı, bir kısmı da her iki taraf için bağlayıcıdır.

Devlet, kamu düzenini sağlamak adına çalışma hayatına müdahalelerde bulunmaktadır. Mutlak emredici kurallarda, bu kuralların aksi hüküm tesis edilemezken, nispi emredici kurallarda düzenleme yapılma imkânı mevcuttur.

Gerçekçilik

İşçinin korunmasını sağlayan sözleşmeler ve kanunlar hayale değil gerçekçilik ilkesine dayandırılmalıdır. Yapılan düzenleme ve sözleşmelerde, ülkenin iktisadi durumu, faaliyetin yapıldığı iş kolu özellikleri, işyerinin büyüklüğü, üretim seviyesi ve verimliliği gibi durumlar göz önüne alınmaktadır.

Gelişmeye Açık Olması

Teknolojik ve iş faaliyetlerinin sürekli değiştiği ve geliştiği iş dünyasında, iş hukukunun değişim ve gelişimini düşünememek kabul edilemez. İş hukukunun gelişme ve esnekliğe açık olması, genç bir hukuk dalı olması, geniş kapsamlı olması, ideolojik özelliği olması, iktisadi özelliği, sosyal ve siyasi özelliği ve karma bir hukuk dalı olması diğer ilkeleridir.



kobi vadisi

Yorumunuz

İş Hukukuna Hakim Olan İlkeler Nelerdir?
İş Hukukuna Hakim Olan İlkeler Nelerdir?
Küçük Ölçekli İşletmeler Yetenek Savaşında Nasıl Kazanabilir?
Küçük Ölçekli İşletmeler Yetenek Savaşında Nasıl Kazanabilir?
markalaşma süresi
Markalaşma Süreci
Bir İşletmenin İşlevsel Alanları
Sorularla İş Hukuku
Sorularla İş Hukuku
İşletmelerde Denetim Süreci ve İç Kontrol
İşletmelerde Denetim Süreci ve İç Kontrol
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinde Çalışan Görüşlerini Almak
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinde Çalışan Görüşlerini Almak
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinde İşverenin Sorumluluğu
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinde İşverenin Sorumluluğu
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinde İşverenin Yükümlülükleri
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinde İşverenin Yükümlülükleri